<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://draft.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d35585353\x26blogName\x3ds%C3%B6ylemedi+demeyin,+%C3%A7izerim+:)\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dBLACK\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttp://cizerim.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr_TR\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttp://cizerim.blogspot.com/\x26vt\x3d7045545790973274420', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>
bujene

yeni template ve ben kimim :)

Pazar, Ocak 28, 2007

Uzun bir uğraş sonucunda template'imi bitirdim ve yeni görüntüme kavuştum. Bu arada belirteyim bu template'le uğraşırken neredeyse internet sitesi kurabilecek html bilgisine sahip oldum :P Epey uğraştırıcı, zor ve bir o kadar da keyifli bir işmiş :) İnşallah yeni görüntümü beğenirsiniz...

Yaklaşık 5 gün önce tatlı arkadaşım optio'm beni sobelemiş ve bugün de sevgili gülenay beni mimlemiş. Gülenay senin gibi hem mimlendim hem de sobelendim :) Evet bloglar arasında dolaşan oyunlardan biri bu. Birkaç maddeyle kendimizi tanıtıyoruz... Başlayalım bakalım :

- En bilinen özelliğimden ve kendim de en övündüğüm(!) özelliğimden başlayayım :P Ben tembelim... Özellikle ev işlerini yapmayı hiç sevmem, mesela bulaşık çok zor gelir bana, ama eli mahkum hepsini yaparım. Yemek yapmayı severim ama sonunda o bulaşığı olmasa. Sanırım bu yüzden yemek yapmaktan soğudum. Bir de her ev işi yapmadan önce bunalıma girerim :)) ağlaya zırlaya yaparım :P Ama yaptıktan sonra da tertemiz, mis gibi olunca ev öyle bir rahatlarım ki :) İşte ben böyleyim...

- Ağlamayı çok severim :P Öyle ki geçende restoran'da yemek yerken bile ağladım :)) N'apayım çok acıklı bir müzik çalıyordu... Gözlerim hemen doluverir, reklamlarda bile ağlarım :)) Eşimle bu yüzden çok tartışırız... Ama n'apayım, gözyaşlarım gözümün ucunda duruyor, çıkmak istiyorlar, bırakmasam olmaz di mi :)

- Uzun ve güzel yazılar yazmayı hiç beceremem, üstelik Türk dili ve edebiyatı bölümünde okudum :P Gerçi ite kaka 6 senede bitirdim :) Sanırım olan yetenek kırıntım da bu sayede yok oldu :)) Herkes kütüphaneden edebi kitaplar alırken ben karikatür kitapları alırdım :) Eski Osmanlı sanatlarını, özellikle hat sanatını çok severim. Bir ara kursuna bile gittim ama şimdi maalesef gidemiyorum :(

- Arkadaş ilişkilerindeyse ilk zamanlar soğuk dururum, öyle diyorlar onların yalancısıyım :P Sonraları ortamı tanıdıkça ısınıveririm, ortamın ayrılmaz bir parçası olurum :)

- Bir de, bir de... Söylemedi demeyin, çizerim :))

Benden bu kadar... Kendini tanıtmak çok zor bir işmiş, bu oyundan çıkardığım anafikir bu oldu :) gelelim sobeleyeceğim üç arkadaşıma; Acalya, Pembeli ve Münevver'i sobeliyorum. Hadi bakalım, kolay gelsin ;)

Etiketler: ,

etkinlik zamanı :))

Salı, Ocak 16, 2007

Bu ay yemek etkinliğine ev sahipliği yapan arkadaşımız sonia'a teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum...

Her zaman yumurtanın kapıya dayanmasını beklerim ya bunda da öyle oldu velhasıl :)) Aslında buna benim unutkanlığım da eklendi. Dün akşam baktım ki ayın 15'i, "eyvahlar olsun." dedim. "Bugün etkinlik vardı". Neyse ki, evde malzemem vardı da hemen bu çorbayı yapıverdim :) fotoğraflama işini ertesi güne bıraktım. Zira gece flaşsız çekim yapmak oldukça zor oluyor ve çekeceğiniz ürünün doğal güzelliğini pek ortaya çıkaramıyorsunuz. benden size ufak bir tavsiye ;) yemeklerinizin fotoğraflarını çekerken mutlaka gündüz ışığını kullanın ;) Sonuçlar çok daha iyi olacaktır... Eğer ortam karanlık ve o anda çekmeniz gerekiyor ise, kesinlikle flaş kullanmayın. Ürünün yanına masa lambası gibi harici ışık kaynakları koyun. Ve makinenizi sabit bir yere koyup (titremesini önlemek için) kendi kendine çekim, yani self timer moduna ayarlayın o şekilde çekimlerinizi yapın. Gevezeliğime burada son veriyorum ve tarife geçiyorum :)


Malzemeler

- 1 su bardağı pirinç
- Aldığı kadar su
- 1 su bardağı yoğurt
- 2 kaşık tereyağı
- nane
- 3 çay kaşığına yakın tuz.

Yapılışı

- Pirinci ayıklayıp yıkadıktan sonra tencereye koyun. Üstüne birkaç parmak aşacak şekilde su ekleyip orta ateşte haşlanmaya bırakın.

- Yoğurdu ayrı bir kasede krema kıvamına gelinceye kadar çırpın. Pirinç haşlandıktan sonra yoğurdu yavaş yavaş pirincin üstüne ekleyin. Bu arada pirinç haşlanırken su kaybı olacaktır mutlaka su ilavesinde bulunmayı unutmayın ;) yanmasın yoksa...

- Yoğurdu ekledikten sonra bir taşım kaynatın ve tuzunu ekleyip, altını kapatın.

- Tavada tereyağını kızartın. Çorbayı kaselere koyun ve üstüne tereyağını gezdirin. en son da naneyi ekleyin :)

Çorbamız hazırdır afiyet olsun...

Bu çorba Ramazan'da soframızın vazgeçilmeziydi. Hem pratikliği, hem zahmet vermemesi hem de lezzetiyle favori çorbamdır :) Bu arada bu tarifi annemden alalı epey oldu. İsmini unuttum. İnternette araştırmaya da üşendim. Adının ne olduğunu bilen varsa söylerse sevinirim ;)

Etiketler:


Free Hit Counter